Astroloji ve Evrensel Düzen

Astroloji, evrensel düzeni yansıtan bir bilgi birikimidir. İnsanın bedeninde ruhunda nasıl bir düzen varsa evrenin, doğanın düzeni ile arasındaki uyumunu ikisi arasındaki alış verişini anlatmaya çalışan bir bilgi birikimi.

Astrolojinin insandaki karşılığı bir düşünce, fikir sistemi, bakış açısı, kültür ama doğadaki karşılığına bakarsanız kanun. Güneşe baktığımızda güneşin bizde çağrıştırdığı bir fikir ama güneşin hareketleri açısından baktığımızda o bir doğa yasası, kanun ve onun evrensel sistem içerisindeki işleyişi.
Göksel doğa kanunlarının yorumlanması diyebiliriz bu yönüyle Astroloji’ye.

Bu doğa kanunu aracılığıyla dünyanın her yanında Astroloji denilen ortak dilin karşılık bulduğunu görüyoruz. Çünkü insanda yarattığı düşünce, ortak bir sistemi yansıttığı için ortak bir dili konuşmamıza olanak sağlıyor.
Kendi yolunu bulman için sana yol gösteren bir takım işaretler ve kavramlar gibi değerlendirip haritalar aracılığıyla yeryüzündeki yaşam ve gökyüzündeki düzen arasındaki bağlantıyı insana aktarıyor. Bu bağlantıyı görmemizi sağlıyor ya da bu bağlantıya bakış açısını çevirmemizi sağlıyor.

Çevremizde gördüğümüz nesnelerin, gözümüzün madde, eşya olarak gördüğü her şeyin aslında göründükleri gibi somut olmadığını, her şeyin bir titreşim, enerji ve o enerjinin yansıyan hali olduğunu hepimiz biliyoruz.
İşte bu sebeple düşüncelerimiz duygularımız çok değer verdiğimiz maddi dünyamız hatta bedenimiz hepsi aynı temel enerjinin çok farklı çeşitleri. Astrolojinin kökeninde dört tane farklı(sembolizmle ilgili kavramlar) ateş, toprak, hava, su gibi bildiğimiz unsurlar bu enerjinin tanımlanmasını sağlayan günümüze aktarılmış kadim bilgiler.
İçinde bulunduğumuz hayata bakınca mikro ve makro diye tanımlanan bir bütünün içerisinde yaşıyoruz. En küçük birimler bile birbiriyle her tarafta etkileşim halinde.

Titreşimler aracılığıyla burada yaşanan bir şeyin başka yerde karşılığı oluşuyor. Bu anlamda mikro ve makro düzenler aslında birbirinin tamamlayıcısı, benzeri. Tek bir bütünün değişik yansımalarını sürekli görüyoruz. Gökyüzü diye baktığımız şey aslında yeryüzünün bir yansıması, yeryüzü dediğimiz gökyüzünün yansıması bir tamamlayıcısı. Her şey aynı maddeden aynı enerjiden aynı sistemden oluşmuş gizemini koruyan bir düzeni yansıtıyor. Farklı görünen şeyler bütünü oluşturuyor. Bu geniş bakış açısı içinde her birimiz mucizevi, sonsuz bir düzen içerisinde can bulduk, yaşıyoruz.

Mikro düzeyde olsa da, varoluşumuz her birimizin kendi potansiyeli, kimliği ve ruhsallığı açısından değerli. Evrensel anlamda büyük yer kaplamasak bile bizim açımızdan önemli bir hayatı yaşıyoruz.
Fırsatlar barındıran yaşadığımız “an” çok kıymetli ve çok değerli. İşte tam da bu sebeple yaşam mucizesine tanık olmaya başladığımız, ilk nefesi aldığımız doğum an’ımız Astroloji açısından çok önemli. Kendimiz ve dünya ile oluşan bu ilk karşılaşma an’ı bizi nasıl bir yaşam yolunun beklediği konusunda ipuçları veriyor.

İnsanın yaşam yolculuğuna baktığımızda küçük bir ceninden bu dünyanın yapıcılarına düzenleyicilerine dönüşüyor olması heyecan verici. O cenin halimizi hatırlamasak da biliyoruz ki oradan geçtik.
Aslında kısa gibi görünen bu yaşamımıza ne kadar çok şey sığdırıyoruz. Bebeklik, çocukluk dönemlerimizde bambaşka bir dünyadaydık, gençlik dönemlerimiz, ergenlik dönemlerimiz de dünyamız yine değişti, orta yaşlarda hayatımız ve gerçeklik başka bir anlam kazandı. Sonra ileri yaşlara doğru geldikçe yaşlılık dönemleri belli ki bize her seferinde başka bir farkındalık getiren bir dünya algısı içinde yaşıyoruz.
Mucizevi yaşam serüveni içinde her birimiz kendi kişisel öykümüzü oluşturuyoruz. O yüzden herkesin kendi yolculuğu çok değerli, çok saygılı ve bir o kadar da çok önemli.
Bize düşen bu yolculuktan zevk alıp, tadını çıkartırken öğrenmek, içinde yaşadığımız dünyayı görmek, anlamak, niye burada olduğumuzu, sonunda varabileceğimiz noktayı düşünmek ben kimim sorusunu sorabilmek bunun değişen cevaplarını bulabilmek, barış içerisinde sevgi içerisinde kardeşçe birlikte bu dünyada varoluşumuzla uyumlu bir yaşam yaşamayı başarabilmek yani yaşam planımızı gerçekleştirmek.

İşte başarı bu olsa gerek.

Murat Gürgün
Astrolojinin Yol Haritası Konferansından – 17 Ağustos 2018